8 Mayıs 2010 Cumartesi

Futbol'un adaleti ve tek takım tutma alışkanlığı


Adaleti,hakkı,hukuku gömdük.nereye 2006'da denizli atatürk stadının çimlerine.evet o gün çok büyük acılar çektik.herkesin atlatabileceği bir travma geçirmedik.inanılmaz şeyler oldu ve camia olarak çok şükür üstesinden geldik. o günlerde safları sıklaştıran bjk-gs ekürisi paylaşımı yapmışlardı aralarında.futbolda hakkın hukukun insafın olmadığını o gün 20 yaşında 17 yıllık bir fenerbahçeli olarak yeni anlamıştım.
saf duygularla seviyorduk futbolu ama anladık ki sevdiğimiz meret o kadar saf ve temiz bir şey değilmiş.o günden sonra futbolu sevmeyi bıraktım sadece fenerbahçe'yi sevdim.türkiyenin 7 bölgesinde 30 takımın maçına gitmişimdir bugüne kadar.eskiden de tutmazdım hiçbir takımı ama yine de maçı tribünde maçı izlerken kazanmasını istediğim bir takım vardı mutlaka.2006 yılından sonra nefret etmeye başladığım futbol yüzünden memleketimin takımını,büyüdüğüm şehrin takımını,oturduğum şehrin takımını ve hatta milli takımı da tutmaz oldum,kazanmasını istemez oldum.içimde en ufak bir yakınlık yoktu artık.babam sorardı 'hadi hepsinin koy g.tüne de,milli takımı tutmak bir milli görev,nasıl tutmazsın' diye? tutmazdım işte,dilde tuttuğunu söyleyip gönülden kazık atanlardan değildik.dilde de gönülde de aynı türkü vardı.denizli'de ve orada sonlanan sürece kadar 5-6 haftalık süreçte normal şeyler olmamıştı çünkü.
trabzon kupa maçında,tekrardan içimde futbola ısınma anlamında birşeyler hissettim.belki de ts başkanı Sadri Şener'in o Hulusi Kentmen babacanlığındaki hareketleri ve sözleridir beni ısındıran.ilk defa normal bir şekilde sahada maç kaybettiğimize şahit olduk hep beraber.halbuki biz A.polat'ın fütursuzluğuna ve pervasızlığına alışmıştık.bütün pazarı kapatan tekelci kapitalist zihniyetin yegane figürü A.polat ne yumurtlamıştı daha 3-4 gün önce: şampiyon bursa olsun.hani daha 1 hafta önce maç yaptığı takım.şimdi kendi taraftarı bütün takımı sat diyor.kendi yöneticisi 4. olursak şükür diyor(geçen sene 5.bitirdiler ligi).allahım sen ne büyüksün diyorum.artık sinirlenmiyorum.kanıksadığımdan değil.o bünyeye normalliği ve insani duyguları yakıştıramadığımdan.bu durumda insani duygularla cevap veremeyeceğimden bizim muhatabımız değil.tıpkı a.sami alkışların,t. demirlerin,h.uluçların bu aralar bizim gündemimizde olmadığı gibi.hakan şükür'ün açıklamalarıyla tereddüt yaşadım.yıllarca biz buna inek dedik,şaban dedik ama insan olan buymuş da,öküz olan başkalarıymış meğerse."Ben Fenerbahçe kaybetti diye sevinmem" diyor, nikah şahidi olan A.polat'a giydirdiği röportajında.hakan'a sadece şunu diyorum,eğer biraz olsun söylediklerinde samimiyse bize hakverecektir ,ki ben öyle olduğunu tahmin ediyorum, 2006'da asy'de sarmaş dolaş şampiyonluğu kutladığı a.polat'ın ne tür bir insan olduğunu anladıysa,o gün kazandıkları!! şampiyonluğun da ne mal da anlamıştır.biraz vicdan muhasebesi yaparsa mutlaka doğruyu bulacaktır.
yarınki maç için 1 hafta 10 gündür fırtınalar kopuyor.cuma sabahı saat 10.28 sularında biletimi alarak ''Fırtınalar koparsa kopsun,sürüklesin hepimizi'' demek için saatli kale arkasına gireceğim dakikaları beklemeye koyuldum.gönül verdiğimiz tek takım olan Fenerbahçe'yi sadece biz desteklemek üzere,dualar ve niyazlar eşliğinde yarını bekleyeceğim.
inşallah yarın ki gecenin gündüzü aydınlık olur.
Not:100.girdiğim iletiye felsefik ve duygusal bir yazı yazmak kısmet oldu.Allah ömür ve imkan verirse 1000.iletiyi de görürüm inşallah.

Beşiktaşlı öngörüsü ve çabukluğu


Cnntürk'ün internet sitesinde ''Maganda mevsimi açıldı'' haberini okurken kenarda gözüme Milan Trabzonspor'u tebrik etti yazısı çarptı.Haber şöyle:
''İtalya'nın Serie A ekiplerinden AC Milan, Ziraat Türkiye Kupası finalinde Fenerbahçe'yi 3-1 yenerek şampiyon olan Trabzonspor'u kutladı.
Bordo-mavili kulüpten yapılan açıklamada, AC Milan'ın Başkan Yardımcısı Adriano Galliani imzasıyla bir yazı göndererek Trabzonspor'un Ziraat Türkiye Kupası şampiyonluğunu kutladığı bildirildi.
İtalyan kulübünün yazısında, "AC Milan ailesi olarak kazandığınız 8. ulusal kupanızı kutlarız" denildiği kaydedildi.

Bukalemun cinsinin en ezileninden,en eziğinden olan jimnastikçilerin ise bu tebrik işinde ne kadar hızlı olduğunu,ne kadar öngörülü olduğunu koca milan'a kafa tutmasıyla bir kez daha idrak etmiş olduk.demek ki daha maçın oynandığı akşam bu hamleyi hissetmişler ve erken davranmışlar.beşiktaşlı duruşu vb. kategorileri beşiktaşlı öngörüsü'nü de gönül rahatlığıyla ekleyebiliriz artık.Ne de olsa ilklerin takımı.

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Kupa-lig dengesi


Rıdvan Dilmen'in deyimiyle ''eli ayağı düzgün takım'' olan trabzonspor,son senelerde kendisi için en önemli maça müthiş hazırlanmış ve Fenerbahçe'nin pas trafiğini kesip müthiş saldırgan hızlı ataklarla Fenerbahçe'nin üzerine çok sağlam geldiler ve maçın ilk yarısı itibariyle kupadan umudu kesmemiz gerektiğini anlattı bize.ikinci yarıya iyi kötü biraz daha derli toplu başladık,alex yapacağını yaptı çaktı golünü.daum'un emreyi çıkarması gerektiğini hissetmesi biraz trabzon'u ve kupayı hafife aldığını gösteriyor.inşallah a.gücü maçını kazanırız da bu ihtimal daumu haklı çıkarır.çünkü ortada ''gelirse gelir'' denilen bir kupa var.burada daum'a kızmıyorum çünkü 30 Türkiye kupası bir şampiyonluk kadar değeri yoktur benim gözümde,her ne kadar bizim nesil kupa görememiş olsa da.daum kararında haklıdır,çünkü o da biliyor ki,sene sonunda onu burada tutacak olan şampiyonluktur,türkiye kupası değildir.bir santos'un olmamasının bilica'nın bile ne denli dengesini bozduğunu,vederson'la bu işin olmayacağını hep beraber gördük.bu kadar fit bir vücuda sahip olup da bu kadar kendini sakınan,fizyolojisini yadırgayan bir başka oyuncu belki de vedersondan başka sadece guiza vardır.

urfa gibi iklimi sıcaklığı insana fazlasıyla hissettiren bir şehirde final oynatmanın nelere mal olduğunu şimdi daha iyi görebiliyoruz.dakika 25'te emre ve mehmet topuz ter kan içinde kalmıştı.Fenerbahçe takımının ilk 11'i fizik gücüyle rakibine hükmeden bir takım olduğu aşikar.A.Santos'un yokluğu, vederson'un sanki pazar günü maç yapacağını sanarak kendini sakınması dahi kıt kadronun dezavantajlarının nelere mal olduğunu gösteriyor.Fenerbahçe orta sahasının direncinin sıcağın etkisi ile düşmesi,ve trabzon'un alanzinho önderliğinde müthiş bir pas önleme ve paslarla yıldırma taktiği ile sahada gözle görülür bir ilk yarı hakimiyeti ile psikolojik üstünlüğü ve özgüveni sağladığını gördük.Alex tam süpriz yapıyordu ki,yine devid-emre değişikliği yani bir bakıma rotayı kupa'dan lige çevirme değişikliği kupa arzusunu(hasret demiyorum,çünkü bende öyle bir duygu yok) tekrar ertelemek zorunda bıraktı.eyyam falan yaptığım yok,bu kupanın teneke değerine dönüşmesini ,yine günlük sebeplerle biz erteledik.bizi psikolojik ve fizyolojik olarak çok yormuş olsa da,pazar günü inşallah lig için son imzalaramızı ankarada atacağız.
çarşamba akşamı oldu,%5 kontenjan açıklaması haricinde halen herhangi bir beyanat ışık yok.50 TL fiyat çekileceği söyleniyor,henüz kesinleşmemiş ama,biraz insaf diyorum.
a.gücü-ts:12.5
a.gücü-gs:27.5
a.gücü-bjk:22.5
a.gücü-Fenerbahçe:50 TL
tamam alayınızı toplasak bir Fenerbahçe etmezsiniz,bunu biliyoruz ama yine de karşınızdakine biraz saygı duyun.gün gelir muhtaç olursunuz.yanınızda bursa mursa kalmaz.o gün bunun hesabını zor verisiniz.neyse ,umarım bu gece bir açıklama yapılır artık,bilet satışı ve fiyatlarıyla alakalı.

4 Mayıs 2010 Salı

Gülmek hiç yakışmıyor size


Kişisel antipatimi saklı tutuyorum ,yine de gülmeyi sizin sıfatınıza yakıştıramıyorum.

Fenerbahçe çok pis koyar!


Maça erken sayılabilecek bir saatte 18.15 gibi girdim.bütün gün bayan voleybol maçına gidip gitmemekte kararsızdım.maalesef sarı meleklerimizin maçına yanımdaki mızmız yol arkadaşımın yüzünden gidemedim.neyse ki stadta maçı yine skorboard'da veriyorlardı.çok şükür maçı son sette almıştık.bu sırada eskişehir taraftarı neredeyse tamamen stada girmişlerdi.daha 6.30 gibi stadtakileri tahrik etmeye başlamışlardı.o gün küfür etmemek üzere karar alınmıştı bizim taraftan.ama belli ki birilerinin yalakası kendi çapında uşaklık etmeye gelmişti istanbul'a.bursa ve ankaralıların dahi yalaka dediği eskişehirliler bursa'nın tetikçiliğini uşaklığını yapmaktan kendini hiç mi hiç sakınmıyordu.sizden zaten birşey olmaz,yapacağınız en iyi şey uşaklıktır.neyseki çok gaza gelmeden stad yavaş yavaş doldukça,bizim taraftar da kendi işine bakar olmuştu.
saat neredeyse 19.30 olmuştu halen taraftar tribününün(A-B blok) neredeyse üçte biri ancak dolmuştu.yıllarca migrosa erkenden girip de maraton'a laf vurup ''ulan biraz erken girin de şurada havaya girelim'' diyenler,maratona artık 15 dakika kala girer olmuştu.demek ki bu son dakika girme alışkanlığı maratonun veya kombinecinin genlerinde var.yine de maça erken giren az sayıdaki kombinelilere haksızlık etmeyelim.
B blok'a erken giren bir 60-70 kişilik grup yeni besteyi önce B blok sonra da tüm stada ezberletme derdindeydi.ama maalesef migros tribünü bütün stada zorla fener gol gol gol yaptırma derdindeydi.o yüzden beste arada kaynadı ve istiklal marşı falan derken maç öncesi ezberlenememiş oldu.beste konusundaki düşüncelerimi daha önce belirtmiştim.salon maçlarında denenmeden stadta denemede netice alınmıyor.veya deplasman maçlarında tek tribünde söylenmeden artık bizim stadta yeni beste tutturulamaz.neyse goller geldi,ilk yarının sonlarına doğru bir kez daha beste denenmeye çalışıldı ancak yine netice yoktu.telekom ayrı telden,migros numaralıyla ayrı telden araya giriyordu.iki dakika müsade edilip dinlenilse bütün stad o gece ''fenerbahçe çok pis koyar'' diye haykıracaktı.ama yine çok enteresandır ki,eskişehir maçı,tüm stadın katılımı ve görsel katkı yönünden çok önemli maçlardan biri olarak tarihte yerini alacaktır.maraton alt tribününü gs maçları ve bazı çok önemli maçlar dışında bu kadar gaza gelmiş,şova gönülden katılır görmüş değildim.bursanın gol haberlerini alınca çok bağırasım kalmamıştı ki,bir anda bütün stad gaza gelince biz de bizim mız mızla çoştuk.dediğim gibi çok özel maçlardan biriydi.ama yine ''kanarya'' yerine ''feeneerr'' deme hastalığı devam ediyor.
maç da oldukça güzeldi,takımı 20 yıldır izliyorum ama bu kadar bir saldırgan orta saha presi yapan bir Fenerbahçe daha önce izlememiştim.ilk yarıda bi pozisyon vardı:özer sol kanattan sağa gelmişti,mehmet ve emre üçü bir anda prese bir başladılar eskişehirlilerin eli ayağı birbirine dolandı ve topu taca çıkarttılar.emre bu yönüyle inanılmaz katkı yapıyor.inşallah son 3 maç da kazasız belasız geçer ve 2 kupa ile sezonu noktalarız.
ve keyif ve coşkuyla bestelerimizi başta kadıköyde olmak üzere tüm yurtta haykırırız.
eskişehir maçının ürünü ''Fenerbahçe çok pis koyar'':
http://www.youtube.com/watch?v=DmzQ6EZqFKI
Fenerbahçe çok pis koyar,
hem cimboma hem kartala
bu sene de s.ke s.ke,
şampiyon ol Fenerbahçe,
saldır Fener saldır,
kupaları kaldır,
bu taraftar sana,
Gönülden Bağlıdır.

Taraf ve manşetleri #2


daha önce paşasının başbakanı ve mahkemenin başbakanı başlıkları çok güzel ve cesurdu.şimdi de dünkü meclis oturumunda parti kapatma ile ilgili maddenin 330'un altında oy almasıyla ilgili milletvekillerine gönderme yapan bir manşet atmış.geçen ay bir yazı yazmıştım zaten,aha da burada.
ben en çok da Taraf üslubuyla çıkacak bir spor gazetesini merak ediyorum.

30 Nisan 2010 Cuma

NTV-Bursa ilişkisi



NTV kanalının eski sahibi eski bakanlardan Bursalı işadamı Cavit Çağlar'dı.şu ana ise fenerbahçeli diye bildiğimiz doğuş grubunun patronu Ferit Şahenk'in kanalı.Ntvmsnbc'de gördüğüm kısa film beni oldukça şaşırttı.film-klip kısaca bursasporu'u şampiyonluk yolunda motive etmek için çekilmiş bir klip.bir an olsun bursaspor tv logosu falan aradım ama hakikaten yoktu.filmi amerika'da yaşayan Bursalı Özkan Öz isminde bir yönetmen Teksas eyaletinde çekmiş.iyi güzel hoş da.bunun doğuş gurubunun kanalı NTV'de ne işi var.bursaspor haberi değil birşey değil.bildiğin propaganda ,motivasyon amaçlı çekilmiş bir film-klip.yoksa NTV de mi ligtv ve şansal tayfası gibi ''bursanın şampiyonluğunu canı gönülden ister'' oldu.yazık sadece yazık diyorum.şu ülkede güvenerek izlediğimiz,tarafsız ,kaypak olmayan 1-2 kanaldan biri diye NTV izlerdik,ona buna NTV'yi örnek verirdik, beyefendiler de rüzgara kapılmış kendilerini yardakçılık psikolojisinden alamamışlar.
film-klibin linki burada.

''Al kırdın kırdın''



TFF kupa finalini 15.45'e koymuş.neyse canım ne olacak zaten şubat ayında güneşli bir kış günündeyiz,hava soğuk ama güneşliymiş.ne olacak ki,istanbul dışı ankara deplasmanı haricinde maçı olmayan Fenerbahçe bi zahmet k.çını kırsın da urfa'ya gitsin.ne olacak sanki yürüyerek mi gidiyor.
Urfa'da maç oynatmaya kalktılar,nedir sebep.yahu işte 2016 adaylığında kayserinin doğusunda bir tane maç oynayacak stad göstermeyen ülke federasyonu kaliteli türk medyasından ayarı yiyince,yahu işte urfa da bizim şehrimiz,orayı da gayet ciddiye alıyoruz demek için aldı ZTK finalini tee urfaya verdi.kim oynuyor finali peki.baküsporla istanbulspor mu?ulan trabzonun zaten keyfi keyf.lig umurunda değil.bari Fenerbahçe'yi alalım biraz yoralım da konsantrasyonu dağılsın.böylece ankaragücü öncesi iyice mental olarak takımın motivasyonunu darmadağan edeceksiniz. ZTK'nın şampiyonluk yolunda zerre kadar değeri yok gözümde.onun üzerine al maçı urfaya ver.bana ne urfadan yahu,bana ne.ne trabzon'u ilgilendiriyor,ne de Fenerbahçe'yi.ben bu ülkenin dert babasımıyım.bana ne urfalılar,hakkarililer futbol izleyemiyorsa.diyarbakırlılar izlemeye kalktı da bi boka mı yaradı.rezil kepaze ettiler sizi.düşüremediniz bile.tamam urfa ile diyarbakır bir değil ama zaten kastım da illiyet bağı kurmak değil.ankara'da yıllardır kupa finali oynanmıyor.adana yıllardır fenerbahçeyi izleyemedi.veya elazığ stadının ışıklandırması daha yeni yapıldı ve doğunun pırlantası elazığ Fenerbahçe'ye yıllardır hasret.urfa vilayet de buralar değil mi.istanbul'dan kalkacak bir taraftar otobüsü kaç saatte urfaya varır biliyor musunuz? 17-18 saat.bunları düşünmeden, kendi kafanıza göre stad belirliyorsunuz,sonra da ,işi iyice bok edince maçı haftaiçi gündüze alıyorsunuz.söyleyecek bir söz yok.varsa da internet aleminin uzun süredir popüler videosu olan,benim yeni izlediğim videodaki hataylı çocuğun dediği ,''al kırdın kırdın'' lafını biraz uyarlarsak; ''al s.çtın s.çtın''.

Fener gol,şampiyonluk gidiyor geliyor


Fenerbahçe dergisi mayıs sayısında ''Fener gol gol gol,şampiyonluk geliyor'' sloganını kapak yapmış.daha önce ''Şampiyonluk istiyoruz'' kapağı yapmıştı.üzerinden iki ay geçti.şampiyonluğa çok yakınız.olduk diyemiyoruz çünkü 2006 travmasını yaşamış bir camia olarak ,türk futbolunda eski hastalıkların geçmiş olduğunu henüz söyleyecek doğru,dürüst ,düzgün bir ortam yok.Kapak sayısında aynı zamanda Bekir'in kasımpaşa maçında attığı golün resmi ve arkada GFB'nin yönetime teşekkür pankartı var.bunlar güzel olduğu kadar şaşırtıcı gelişmeler.ama böylesi şaşkınlığa eyvallah diyoruz.taraftarının sesine kulak veren yönetim ve klubün yayın organları bir taraftarın en çok isteyeceği şeylerdir zaten.
Fener gol gol meselesine gelirsek;
eskiden ''Fener gol gol gol, cimbomun(veya X'in .mına koy)'' şeklinde hafif tonda söylediğimiz bir slogan vardı.sonraları bjk tribünleri ''kata go go go'' şeklinde güzelim sloganı kendilerine mal edip, içine edince Fenerbahçe tribünlerinde bu sloganı söylenmez olmuştu.ama yine de zaman zaman söyleniyordu.Ankara'daki gençler maçında(0-0 biten)gol bir türlü gelmedi de gelmedi.bunun üzerine sadece ''fener,fener,fener...'' şeklinde bir 3-5 dakika aralıksız bağırdık.ondan sonra 83-85 dakikaları civarı tribünün ortasından ''Fener gol gol gol,şampiyonluk için gol'' şeklinde başlatıldı.bir kaç kez ardı ardına bu söylendi ama,bir anda ''Şampiyonluk gidiyor''a döndü ve öylece kaldı.maç sonuna kadar o şekilde söylendi.ve ertesi günün manşetlerini hepimiz biliyoruz.belki de bir bakıma hayırlı olmuştur o slogan.çünkü takımın kendine çeki düzen vermesi adına o an patlamış bir sinirle haykırılmış kelimelerdi.henüz şampiyonluğu konuşmamız için erken,sadece maç kazanmayı ve kazandırtmayı düşünmeliyiz.umarım bu sloganlar takımın üzerinde baskı yaratmıyordur.biz şimdilik tribünden gaza getirdiğimizi görüyoruz.ve inşallah bu gaz eskişehir,ankara trabzon üçlüsüne yeter.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Aynı yer başka zaman


Pazar sabahı Zaman gazetesi spor sayfasında Elvir Baliç röportaj-haberi vardı.Baliç :''Gönlüm ve mantığım 'Bursa şampiyon' diyor'' diyor.aynı gün Kasımpaşa maçına Milan Rapaiç'in de gelmiş olduğunu görüyoruz.Rapaiç her ne sebeple gelmiş olursa gelsin İstanbul'a,zahmet edip de Fenerbahçe maçına geliyor.ayrılırken bile müthiş bir piyasası varken,gs'a gidecek söylentilerine aldırış etmeden, alacaklarına karşılık bonservisini alıp gitmişti bu diyarlardan.Baliç ise 'kefen giyerim,gs forması giymem' diyecek kadar Fenerbahçeli olduğunu 'dilde' söylerken,eylemde paşa paşa giyinmişi o formayı.neyse mesele o değil.benim çocukluktan-gençliğe, izleyici taraftarlıktan-tribüncü taraftarlığa geçiş dönemimde izlediğim iki önemli sevilen oyuncu Rapaiç-Baliç ikilisiydi.bir arada çok oynamamış olmalarına rağmen, birbiri ardına gelen oyuncular olduklarından dolayı,bir bakıma bizim için diğerinin tesellisiydi.Baliç'i de çok sevmişti bizim nesil.Göteborg maçında attığı golle bizi havalara uçuran adam,Real forması ile Fenerbahçe'ye gol attığında sevinmeyerek-hatta üzülerek- gönlümüze iyice girmişti.sonra tekrar döndü ama bu sefer fazla uzun sürmemişti.yine de ülkedeki boşnak futbolcu rüzgarıyla din ortak paydası ile çok seviliyorlardı.Lazetiç'e,Mirkoviç'e layık görülmeyen,Baliç'e fazlasıyla feda ediliyordu.o ise bir gün çekti gitti. son açıklamalarından da anlıyoruz ki,her şey yalanmış ve fena aldatılmışız.ve demek ki sen hiç sevmemişsin buraları ve senin herşeyin yalanmış.
ardından Rapaiç'i ,donuk bakışlı,soğuk insanı onun yerine koymak istedik.önceleri medyanın bel altı çalışması ile mesafeli bir sevgi vardı arada.ama gel gör ki,o donuk bakışlı Rap Rap Hırvat(hep sırp olduğu zannedilirdi), çok sevmişti formasını ve taraftarını,kendini de sevdirmişti 'namıssız'.inanılmaz bir ilişkisi vardı taraftarla.çıkardı sahaya terlikleriyle bir 3-5 dakika tribünleri izlerdi,selamlardı.çıkıp G.antep maçını almıştı ve ardına her gs maçında inanılmaz konsantasyon ve hırs ile tribünün taraftarın ne istediğini ne hissettiğini biliyordu.kaç maçı tek başına almıştı.dedim ya bizden bildiğimiz elden çıktı,elden bildiğimiz meğerse bizdenmiş.

Dilimde Şarkıların!


Antalyaspor maçı ile aynı gün olan bir gs bayan basket maçında caferağa'da doğmuştu bu beste.Caferağa'ya giriş yaptığımda Işıl ile uğraşan tribünler arada nasıl olduysa bir beste girmişti.küfürü arka başlatıyordu,polis hareketlenince klasik olarak besteyi de arka taraftakiler giriyordu.ilk başlarda ön tarafa ezberletmek için bir az zorluk çekildiyse de,beste gs maçında olmanın etkisi ile oradaki 300-500 kişi tarafından öğlen saatlerinde ezberlenmişti.
ama ;
''akşam oldu hüzünlendim ben yine,
hasret kaldım gözlerinin rengine.
gel mehtabım, gel sevdiğim, gel yine;
hasret kaldım gözlerinin rengine.''

misali, antalyaspor maçında F.Aydınus protestosu ayağına arada kaynadı gitti beste.çünkü stadda denenmemişti,ezberletilmemişti.hakemlere ayar vermek daha bir öncelikliydi o gün için.iyi mi oldu,tabi ki iyi oldu.Antalya maçı,gençler beraberliğini saymazsak dönüm maçıydı.o gün hakemlere koyulacak tepki,kamuoyunun nabzını ayarlamak açısından bir bestenin ezberletilmesinden daha önemliydi.Antalya maçı için ''Fenerbahçe sen çok yaşa'' gibi nisbeten daha bilinir beste,tribün ahengi açısından daha doğru bir seçim olduğunu şimdi anlıyoruz.aslında salon maçlarının beste denemeleri için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyoruz.salonda bir kaç maç denenmeden,stadta söylenen besteler unutlup gidiyor.çünkü ertesi hafta ankaradaki gençler maçında dahi beste tribünün çoğunluğu tarafından bilinmiyordu ve denemeler başarısız oldu.ne zamanki 2-3 maç salon maçlarında ısrar edildi,bunun üzerine beste çok sevildi,bestenin üzerinden koreografiler yapıldı.inşallah bu beste uğurlu gelirde şampiyon olursak,bu seneki şampiyonluğumuzun belki de en güzel simgesi,uğuru olarak tarihe geçer.ve biz tribüncülere,taraftarlara da düşen,önümüzdeki seneler için yine simgesel,uğurlu besteler üretip tribünlerimize kazandırmak,hem takımı hem de tribünleri motive etmek.

Not:besteyi hangi grup yapmıştı hatırlamıyorum.kim yaptıysa eline,ağzına,fikrine sağlık. bestenin doğuşunu burada özetlemeye çalıştım.varsa ben yaptım diyen sahiplenebilir.

24 Nisan 2010 Cumartesi

Tekrardan Başkan'ı sahiplenirken


Bu akşamki sivas maçında aciz oğlu aciz bjk taraftarının Aziz Yıldırım'a ettiği küfürler,içimde tekrardan başkanı sahiplenmeliyim hissi uyandırdı.demek ki ''Alex geçen hafta bilica'dan daha büyük delik açmışki'',bunlar kuduz köpek gibi ağızlarında salya oraya buraya saldırıyorlar.son bir kaç senedir tribünlerin başkanla çekişmesi esnasında gördüklerimiz,şahit olduklarımız karşısında bir gün tekrardan sahip çıkabileceğimi(zi) düşünmüyordum.(ve gencfb.org'un girişinde de güzel bir intro koymuşlar,ayrıyetten bir de bildiri yayınlanmış).Allah var, başkan bu sene tamamen geçmişteki yanlışlarına sünger çekip,taraftarını dinleyen,anlayan hak veren bir hüvviyete büründü.ve bugünkü o kahpece küfürler karşısında bize düşen tekrardan sayın Aziz Yıldırım'ı sahiplenmektir.Çünkü bugün o şerefsizlerin ettiği küfürler kendisinin şahsına değil,Fenerbahçeli olmasınadır.çünkü başta Başkan olmak hepimiz ''Fenerbahçe düşmanlarını yenmek'' üzere yemin ettik.ve bu yolda ayrı gayrı artık yoktur.geçmişte yaşananlar geçmişte kalmıştır.bugün şerefsiz acizlere karşı birlik beraberlik günüdür.Tek yürek arkandayız sayın Aziz Yıldırım.

Rıdvan haklı ,medya yine kolpa çıktı!


Çok üzdüler ,çok yıprattılar Rıdvan'ı.önce telekulak işinde gözaltı süresinde Turkcell'in ismi kirlenmesin,bir sürü kodamanın adı piyasada dolaşmasın diye Rıdvan ha Rıdvan diye tutturdular.Rıdvan serberst kalınca; ''Demek ki yanlış kişilerle arkadaşlık etmişiz'' diyerek, kötü arkadaş kurbanı olduğunu söyledi.
sonra tam bu olay kapandı derken, vatan gazetesinde sallama bir haberle Rıdvan Dilmen ismi sorumsuzca,kahpece şike organizasyonu ile ilişkilendirilmeye çalışıldı.Rıdvan çok sert ve duygusal tepki verdi.''Kendimi savcılar ihbar ediyorum,bu iddiayı ortaya atanları da pazartesi günü savcılıka davet ediyorum'' dedi.
Devrim Tosunoğlu imzalı haberde, Rıdvan'a nasıl tuzak kurulduğu anlatılıyordu.Türkiye'de spor medyasının ne kadar sorumsuz,vicdansız kolpa olduğu bir kez daha ortaya çıkmış oldu.belki de Rıdvan'ın kamuoyu nezdindeki imajı,doğruluğu dürüstlüğü, bu gibi sıfatlardan nasibini almamışlar için kıskançlık ve iftira vesilesi olmuştur.
Rıdvan benim için çok değerlidir.çoğu Fenerbahçeli için olduğu gibi.ben bjkli bir babanın 3 erkek çocuğundan biriyim.babam çok fanatik olmamakla birlikte standart bir bjklidir.ben kendi adıma Rıdvan rüzgarıyla Fenerbahçeli oldum.aynı zamanda abim ve kardeşim de bu vesile ve anlatımlarla Fenerbahçeliler.bunun için Rıdvan bizim sebebimizdir,kutsalımızdır.ona söylenecek her sözü kendimize söylenmiş gibi hissediyoruz.son 15-20 gündür onun düştüğü durumda en az onun kadar üzüldük.yalancının mumu erken söndü.Rıdvanımız haklı çıktı.
üzme kendini Rıdvan, kahpelerin dünyasında mümtaz bir yerin var.seni bilen,tanıyan bilir,seven sever.üç günlük sevmedik.hep yanındayız.dualarımız seninle.
tekrardan geçmiş olsun.
Ntv linki.

23 Nisan 2010 Cuma

Anadolu tribünleri v4-Adanademirspor


Sene 92.doğduğum şehirden pederin tayini dolayısıyla göç ediyoruz.nereye; dedenin şehri Adana'ya.Sene 2002 büyüdüğüm şehir Adana'dan ben göç ediyorum, nereye; bürokrasinin merkezine. velhasıl Adana'da çocukluğu,gençliği geçmiş bir insan olarak Adana'yı, Adanalıyı, takımını,tribününü ve kültürünü çok iyi bilirim.Hayatımda hiç Adanalıyım demedim,çünkü değildim.ama beni tanıyan hemen ilk olarak Adanalımısın diye sorar.özetle Adanayı her yönüyle iyi bilirim.
hayatımda ilk gittiğim maç bir Adanademirspor maçıdır.Fenerbahçeyi hayatımda ilk olarak Adana'da izlemişimdir.demirsporun,adansporun gerisinde kaldığı yılların canlı tanığıyımdır.Tribün olarak,taraftar olarak her daim demirspor adanaspordan bariz üstündü.bu Uzanların taraftar aşırması ile 5 ocağı donattığı yıllarda dahi değişmemiştir.ADS'nin tribün yapısı genellikle ve çok büyük ağırlıkla 14-20 yaş arası heyecanlı gençlerden oluşuyor.buna ilaveten maraton tribününde 35-60 yaş arası tecrübeli,heyecanlı ,orjinal küfür türeten amcalardan ,ihtiyarlardan oluşan ciddi bir taraftarı var.bunlar zaman zaman stadta Şimşekler'in tezahüratına karşılıklı eşlik ederken,genel itibariyle görevleri pozisyonlar sonrası uğultu ve küfür organizasyonlarıdır.

tekrardan tribüncülerin anatomisine dönersek,şehirde genç yaşta çocuklar arasında her nesilde ciddi bir modadır adanademirsporlu olmak.böylesine büyük avantaj,tribüncü sayısı bakımından hiç bir zaman sıkıntı çekilmemesi kolaylığını getiriyor.Yani ''tribüncüye özenme'' çok yaygındır ve bu sayede her yaştan tribüncü kazandırıyor.tek bir tribün grubu var; o da Şimşekler.

bağırma potansiyeli çok yüksektir,sürekliliği anadoludaki tribünlere kıyasla çok iyidir.mevzuya dalma konusunda Adanalılığın verdiği çok büyük bir özgüven ve cesaret vardır.tribüncünün rengi inanılmaz esmerdir(nasıl göztepeliler %95 sarışınsa).tribünde lider 1 tanedir,haricen 2 önemli amigosu ve çok sayıda tribün arasında konuşlanmış ateşleyici yönlendirici vardır.tribün anlamında isim yapmış sürüyle anadaolu takımı taraftarını izledim,içinde bulundum.benim gözümde en sağlam ve en iyi tribün demirsporundur.bunun Adana'da yaşamış olmamla alakası yoktur,çünkü artık ADS'den ve tribününden pek hazetmeyen biri olarak hakkını teslim ediyorum.
beste yapma konusunda kötü olduklarını söylemek zorundayım.çünkü bu kadar iyi bağıran grubun,duygusal olarak kendi kendini ifade edememesi sıkıntılı bir durumdur.ayrıca Adana sokaklarına yapılan sprey operasyonları oldukça düşük zeka ürünü elden çıkıyor.duvara ''Adana Demirsporludur'' yazıyorsun eyvallah.at imzanı ''Şimşekler'' ,bırak öylece.Ama maalesef imza atarken ''Şimşekler Grubu'' diye yazarak komik düşüyorlar.
ve gelelim tribünlerin ve takımın sözde işçi,devrimci kimliğine.
ulan 10 yıl Adanadaydım,100 tane maçına gittim.bir gün olsun komünist,devrimci eğilim göremedim.gördüğüm tek eğilim atesit olma eğilimi,o da Adanalı'nın lanet özelliği olan Allah'a küfretmekten kaynaklanıyor.maç içinde ana bacı değil de direk Allah'a küfreder tıpkı sokaktaki Adanalı gibi.ee peki şimdi nerden çıktı bu devrimci,işçi,halkın takımı demirspor masalı.eskiden beri vardı diyen ,öyle bol keseden sallamayacak.10 yıl maçına gitmişim 1 defa olsun kimsede böyle bir tavır yoktu.
e peki sen söyle AzapazA nerden çıktı bu?
benim ilk şahit olduğum olay şu:sene 2007.bir tatil vesilesiyle Adana'dayım.ve mersin i.yurdu maçı var.stad önünde özlediğim atmosferi solumak,adana insanının maç önü heyecanını yaşamak için erkenden stadın önündeydim.köfte ekmeğimi aldım,gişelerin orda dolaşıyordum ki,elinde kızıl bayrak,şortlu ,topsakallı 35-40 yaşlarında birini gördüm.

elindeki che bayrağını farkettim ve o andan itibaren adamı izlemeye başladım.neyse maç saati yaklaştı maça girdim.baktım bu eleman çıkmış demirlere che bayrağını asmış ve yanında nöbetçi gibi duruyor.çoluk çocuk bakıyor,''gözümüz bir yerden ısırıyor bu posterdeki adamı,şu yol üstü kaldırımlarda satılan posterdeki sigara içen adam değil mi lan?'' diyorlar. ve sonunda polis gördü che figürlü bayrağı ve tribün liderine hemen indirtmesini söyledi.herkes şaşkın.tribün lideri de: ''a.q. kim astı lan bu kırmızı bayrağı?'' diyor.sonuç olarak ,sonradan kendisini anavarza1940 olarak tanıdığımız elemanın biraz ''yahu ne var bunda,devrimci,halkın takımı demirspor'' falan filan propandasından sonra bayrak indirildi ve konu orada kapandı sandım ben.çünkü Adana şehrinin ve insanının siyasi duruşunu çok iyi biliyorum.ama günler geçti,dere tepe düz gidildi ve o arada biz de gidip gelmez olduk ADS tribünlerine.bir gün bir baktım ki livorno -demirspor maçı diye bir söylenti dolaşıyor.arkadaşlara da dedim.ulan bu iş bu kadar büyüdü mü.3 yıl gibi kısa bir sürede yılların ''faşist'' kentinin gözbebeği takımının taraftarı bir anda ''devrimci,halkçı,işçi sınıfçı'' oluvermişti.ee maç oldu,neydi basına yansıyan,radikal'de,bloglarda,spor programlarında yer bulan sloganlar pankartlar:''işçi dayanışması'' falan filan.yahu sallıyorsunuz bari destekli sallayın.her yerden devrimci çıkar ''Adana'dan çıkmaz,hele tribünlerinden hiç çıkmaz''.tamam tribüne gelen insanlar tamamen halktır,ama bu insanları zorla siyaseten sınıflandırmaya kalkmanın bir manası yok.çünkü öyle bir eğilim yok.Adanalı Allah'a küfreder,oruç tutmaz,namaz kılmaz ateisttir, Allah'a saygı veya Allah'tan korkam konusunda pek hassas değildir.Ama yine de ''devrim,işçi sınıfı,komünizm,sosyalizm'' çok da s.kinde değildir.çünkü klasik ''faşist''tir.zorlamaya gerek yok.

Not:biraz uzun oldu ama ilgisini çeken için okunabilir bir hikayeli yazı.aslında bu yazıyı blogu ilk açtığımda yazmayı planlıyordum,yazamamıştım.ancak Adana'dan gelen bir demirsporlu misafirimle yaptığım muhabbet sonucu hatırıma geldi. bu seferlik bu kadar yazı yeterli.bir başka zaman yine bir demirspor yazısı yazmayı planlıyorum.

Hani kavgalıydınız siz!


bizim medya şimdi g.tünden uyduracak kıvamı da aşar mı acaba?