20 Şubat 2011 Pazar

Alnından öpülecek adamsın


Vesselam.
Çok fazla şey tıngırdatmaya gerek yok, ah Niang, ne şanslı adamsın lan.Senin yerinde olup da, şu alnı öpmeyi, Adriana Lima'yı öpmeye tercih edecek 20 milyon insan vardır :)

15 Şubat 2011 Salı

İnsanlık uğruna bedel ödemek


80'lerin sonları ve 90'ların başlarında futbola ilgi duymaya başlayıp takım tutmuş olan nesilden Fenerbahçe'li çocuklar için 90'lı yıllar kabus gibidir.Bu yönüyle Türkiye'nin 90larda yaşadığı kabus dolu günlerle çok benzeşmektedir aslında.Mevzumuz o değil aslında.Mevzumuz bedel ödemek.
1995-1996 şampiyonluğu 90ların kabusunun ortasında bizim için yegane mutluluk kaynağıdır aslında.Şampiyonluk çok zor bir şekilde gelmişti,yeni neslin bildiğinin aksine son maç Trabzonspor maçı değildi ama dönüm maçı oydu.32.haftada rakibini evinde yenen Fenerbahçe kalan iki maçını da kazanıp şampiyon olmuştu.90lardaki tek şampiyonluğumuz budur.Şampiyonluk sevinci şu bu derken,Oğuz ve Aykut takımdan gönderilmişlerdi.Bu gönderilme sebebini her ne kadar Şadan Kalkavan, Oğuz ve Aykut'un bayram öncesi para istemesi olarak gösterse de, Trabzon maçının ve neredeyse tüm sezonun mimarlarından iki futbolcuyu takımdan gönderebilme gücünü Ali Şen Başkan Aykut'un maç sonunda söylediği sözler sayesinde bulmuştu.Yani camiadan ve taraftardan gelebilecek tepkiyi göğüsleyemeyebilirdi Ali Şen; eğer Aykut'un o günkü Türk futbolu için fazla insani sözleri olmasaydı.Aykut'un neler demiş olduğunu tarih şöyle yazıyor:
Soyunma odasında güvenlik sebebiyle 4 saat bekledik.Maçtan sonra arkadaşlarla konuştuk, dedik ki kimseyi rencide edecek bir söz söylemeyelim O anda bana bir mikrofon uzatıldı. Türkiye'de başarının ölçüsü birinci olmak.Bu yanlış.Şu anda yenildikleri için Trabzonsporlular suçlanacak. Şu an onların yerinde biz de olabilirdik.Kazandığımız için çok sevinçliyim ama onlar adına da üzülüyorum.
Hatırladığım kadarıyla Kocaman Aykut daha fazlasını söylüyordu, intihar eden bir Trabzonsporlu haberi ertesi gün medyada yer alınca:''Keşke biz değil de Trabzonspor kazansaydı da,o intihar eden kardeşimiz yaşasaydı.''
Aykut Kocaman işte böyle bir insan.Tabi 90ların Türk futbol dünyasını bilmeyenler için o gün için söylenmiş bu sözlerin önemi veya bunları söylemenin zorluğu bilinmeyebilir.O günlerde Karadeniz tipi yöneticiler çok meşhurdu,çantalar havada uçuşurdu, yönetimler,federasyonlar hükümetlerle ittifak yapıp birbirlerine el ense çekerlerdi.O günlerde Kocaman bir adam çıkıp böylesi bir insanlığı göstermiştir, ve bunun BEDELini ödemiştir.Özellikle Fair-Play gibi boktan ve ucuzlaştırılmış bir kelimeyi Aykut Kocaman'ın yaptığı insanlığı nitelendirmek için kullanmıyorum. Ve o gün Sakarya çetesi diye kolayca şampiyon takımdan gönderilebilmelerinin yegane sebebi bu insani çıkışıdır.Çünkü Fenerbahçe camiası ve taraftarı da çok fazla istiyordu şampiyonluğu, ve bu çıkış herkeste şaşkınlık yaratmıştı.Ali Şen de bu zaten takımdan göndermek istediği ikiliyi bu söze kurban ediyordu.
Seneler geçti.
Bu süreçte çok bedel ödedik.2006-2010'u saymıyorum,kastetmiyorum.O arada geçen şaibeli gs şampiyonluklarında kimse bizim babamızı sormadı, soran anamızı sordu,canımızı okudu.Futbolda o günden sonra insanlığın yerini bedevi ittifaklar aldı.Şerefsizlik ve utanmazlık ,Adamlığın ve insaniyetin yerini aldı.
O yıllar da geçti gitti bir şekilde, geldik 2006'ya. Göz göre göre son 5 haftada,komplo üstüne komplo şaibe üstüne şaibe ile Gs geldi şampiyonluğu çaldı.Bir tane insan çıkmadı. 2010'da şampiyon olmamamız için her türlü psikolojik ortamlar hazırlandı, tezgahlar kuruldu, ona rağmen son haftaya kadar mücadele edebildik, ama son haftada nasip olmadı kaybettik şampiyonluğu. Bu iki kaybediş hikayesi birbirinden çok farklı, asla aynısı değil ama ikisi de çok dramatik ve tahripkardı.

Sadri Şener'in maç sonunda çok sakin ve düzgün açıklamaları vardı,çok insani bulmuştum. Halen Sadri Başkan'ı futbol camiasındaki diğer insanlardan çok farklı görüyorum. Ama şu bir gerçek var ki, Fenerbahçenin Türk Futbolunda adı çıkmış 9'a inmez 8'e gibi bir durumu vardır.Hocası İnsanlığının Bedelini ödemiştir, Fenerbahçe de ödeyeceği bir bedel vardıysa bunu 2 defa çok ağır bir şekilde ödemiştir.
Fenerbahçe de Aykut Kocaman da fazlasıyla bedel ödemiştir. Şu futbol camiasında bundan sonra bedel ödeyecek olan son klüp Fenerbahçedir,son insan da Aykut Kocamandır.Bunun üzerine konuşacak olan kendisini alçaltır, küçültür,değersiz kılar. Sadri Şener'in bu konuda ima yollu dahi yapacağı her açıklama kendisini çok farklı konumlandıran insanların gözünde bir hiç'e çevirir.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Yok artık demek istiyorum


Aziz Yıldırım ile kanka olduklarını ve onun dümen suyuna gittiği yönünde yapılan yorumlar üzerine de Polat, “Aziz Başkan ne dese ses çıkarmıyormuşum. Kimse olayın gerçek yüzünü bilmiyor. Aziz Yıldırım’ı çok sevdiğim için beraber değiliz. Vergi borçlarımızı indirmek ve taksitlendirmek için sıkı bir çalışma yaptık. Neticede 70 milyon liralık vergi borcumuzu 2 milyon 800 bin liraya indirdik ve bunu da 36 taksitle ödeyeceğiz. Bu nedenle Aziz Başkan’la beraberim. Onunla kankalığımız, kulübe 68 milyon lira kazandırdı” dedi.

Böyle bir durum gerçekse-yalandan tekzip edilse dahi gerçekse- hiç bir vicdan affetmez sizi sayın Aziz Yıldırım. Daha bir kaç gün önce, size ve yönetim kurulunuza bizi böylesine pis ulaştırmadığınız , alnımız açık ,başımız dik dolandırdığınız için teşekkür etmiştim.

6 Şubat 2011 Pazar

Deniz uzaktan sert vurdu ve gol oldu


Ancak hakem ofsayt gerekçesiyle golü iptal etti.İlk yarı sona eriyor.İLK YARI SONUCU:İSTANBUL BŞB:1-FENERBAHÇE:0.
60′Sağ kanattan Gökhan Gönül’ün ceza sahasının içine doğru yaptığı ortaya sağ ayağıyla nefis bir vuruş yapan ALEX takımına beraberliği getiren golü attı.1-1(Bu blogun sağ kısmındaki fotoğrafa baktığınızda alex'in attığı o golü hatırlayacaksınızdır.)
77′KIRMIZI KART: ALEX (F.BAHÇE).(Bundan çok kısa bir süre önce, Alex müthiş bir atak başlatacakken hakem Fırat Aydınus'un yaptığı pres sonuç veriyor ve top ibb'lilere geçiyor takım arkadaşları Fırat sayesinde,akabinde Alex fena bir ayar veriyor Aydınus'a.Çok içine oturuyor tabii ki bu Fırat efendinin.)
84′Sağ kanattan ceza sahasına yerden yapılan ortayı Volkan kontrol edemedi.Arka tarafa açılan topa İskender vurdu ve topu ağlara gönderdi.2-1(Topun arkaya falan açıldığı falan yok, pozisyon su götürmez bir şekilde ofsayttı.Maç sonunda yeteri kadar tartışılamadı bile, çünkü takım çok kötü gidiyordu ve hakemlere MHK'ya ultimatom verilecek hal yoktu.)
Ve son düdük geliyor. Maç bitti.
MAÇ SONUCU İSTANBUL BŞB:2-FENERBAHÇE:1

Bilanço nedir:
-Takım nizami gol atıyor verilmiyor.
-Takımın en önemli oyuncusu Alex hakeme haklı olarak bir önceki poziyonda bağırdığı için hakem kin güdüp kırmızı kart gösteriyor.
-Ve ofsayt diye nizami golü iptal edilen takım, ofsayttan gol yiyor ama hakem golü veriyor.
Neden bütün bunları yazdım.Bir önceki hafta Bursaspor'a 2-3 yenilen Fenerbaheçe,bu maçtaki tahrip edici yenilginin ardından 1-0'lık Antalyaspor maçıyla başlayan seriyle Fenerbahçe muhteşem bir seri yakaladı ve üst üste galibiyetler aldı.Kimseyi suçlamadı.Kendi işine baktı.Fenerbahçe kazandıkça iftiralar çamurlar atıldı.Daha 23. haftada hakemler tarafından doğranan takım 3-5 hafta kazandıkça(0-0 lık gençlerbirliği maçı hariç) sözde hakemlerle maç satın alan , kalecileri satın alan takım ilan edildi.
İşte sizin şerefiniz namusunuz budur.
Futbol ahlakınız budur.
Haklının hakkını teslim etmek budur.
İşte bugün basın toplantısı düzenleyip de karı gibi; ''Hem sezon başında, hem de devre arasında yaptığımız transferlerle Türk futboluna ulusal ve uluslararası boyutta katkı sağladığımızı sanıyoruz. Bu yatırımlar sayesinde Beşiktaşımızın ve dolayısıyla ülkemizin ismi futbolun konuşulduğu tüm coğrafyalarda artık daha büyük dikkatle takip edilmekte. Büyük fedakarlıklarla futbola katkı vermeye çalışan bizler sezon başından beri hakemler tarafından deyim yerindeyse düşman muamelesi görüyoruz'' zırvalayan işbilmezler, geçen sene 33.haftaya kadar kirli olan ,34. haftada bir anda tertemiz olan ligi çok özlüyorlar.Tıpkı geçen hafta ,''Şampiyon olamayacağımızı biliyoruz ama,şampiyonu yine biz belirleyeceğiz bunu görecekler'' deme utanmazlığını gösterenlerin bu hafta ''Taraftarlarımız tezahüratlarıyla hakem kararlarını kibarca uyaran, futbolu bilen bir kitledir. Görüyoruz ki dünkü hakemlerle ilgili tezahüratlarla Türk futbolunun geleceği ile ilgili kaygılarda fazlasıyla haklılar. Stadımız dışında olan olaylardan dolayı 2 maçımızı İstanbul dışında oynamak zorunda kaldık. Bundan sonra stat dışındaki olaylardan mesul değiliz.'' deme sorumsuzluğunu gösterdikleri gibi.

Fenerbahçe korkusu dizlerinizi titretiyor biliyoruz. Yüzsüzce utanmazca ödemediğiniz vergilerle ,devletten kaçırdığınız paralarla aldığınız yıldızlarınızla sizi İnönü'de Allah'ın izniyle rezil kepaze edeceğiz.Hayatımda bir gün olsun maç öncesi bir maçı alacağız diye konuşmamışımdır.Ama bu maç için ,gerilimi artıranlardan korkanlar, onlar gibi şerefsiz olmaya mahkumdur.
Ağlamayın 2 haftaya büyük boy süper lüks emziklerinizi evinize kadar gelip monte edeceğiz.Sabırlı olun.
Not:Görseldeki çocuk karakter ver görselin kendisi oldukça itici, verdiğim rahatsızlık için özür dilerim.

4 Şubat 2011 Cuma

Kurtlar Vadisi Filistin


3 gün önce izledim,ama film yazısı yazmak için biraz zaman geçmesini bekledim.Filmden çıkar çıkmaz çok fena gaza gelmiştim.Çok duygusal ve dramatik bir filmdi,Türk sinema tarihinin en iyi aksiyon filmi olmasına rağmen.120 dakikaya yakın sürdü film ve zaman nasıl geçti farkedemedim. Dizi izleyicileri bilir zaten, film Kurtlar Vadisi Pusu'daki bir sahnenin ardından İsrail Dışişleri'nin Türk Büyükelçisi'ne verdiği sözde ayardan sonra doğdu.O sahnedeki, Memati'nin çocuğunun Türkiye'deki İsrail büyükelçiliğine kaçırılması sonucu, Polat'ın İsrail ajanını kafasından vurup İsrail'in bayrağının kana bulanması kıyameti kopartmıştı.
Çünkü İsraillilere göre İsrail ve onu simgeleyen herhangi birşey dokunulmazdı.Kimse ne dokunabilir,ne aleyhte söz söyleyebilir, ne de onları kimse yenebilirdi.İşin psikolojik yönüydü zaten beyefendileri çılgına çeviren.Yoksa zaten altı üstü bir dizinin sadece 1.5 dakikalık sahnesiydi.Gerçeklerin yüzlerine vurulması çok zorlarına gidiyorlardı, Türkiye'deki dostlarının da fena halde zorlarına gidiyordu.Türkiye'deki İsrail dostlarına göre, kıçıkırık bir dizi uğruna, büyük müttefikimiz!, yıllardır dostumuz!,zalim abimiz, sahibimiz!, efendimiz!, haşmetli büyüğümüzü! kırmaya ,incitmeye değer miydi ki? İsrail dostlarına göre, İsrail'e zulmüne hürmet, onların şerefidir.
Filme gelecek olursak, gayet sakin izlemeye çalıştım.Beklentilerimi aşan bir filmdi kesinlikle.Bu kadar iyi birşeyin ortaya çıkabileceğini tahmin edemiyordum.Yıllardır sadık bir Kurtlar Vadisi izleyicisi olarak, senaristlerine çok güvendiğim Vadi ekibi,çok güzel bir film ortaya çıkarmışlar.Filmde amaçlanan,İsrail zulmünün nasıl sınırtanımaz bir küstahlığa vardığını anlatmaktı,bunu da bir çok sahnede mükemmel bir şekilde anlatmışlar.Filmin gerçekçiliğinden ve problemlerinden bahsedecek olanların şikayet edemeyecekleri tek nokta tahmin ediyorum ki bu dramatik sahnelerin gerçekçiliği ve olabilirliği.Çünkü İsrail'in devlet düzeyinde benimsediği terör politikaları filmde anlatılanları da aşacak düzeyde.
Filmin aksiyon sahneleri,çatışma sahneleri çok başarılı.Türk yapımı olarak çok üst düzeyde olmuş bu yönüyle. Polat-Memati-Abdülhey üçlüsünün her attığını vurmasını eleştirmeye kalkanların beklentilerini sanırım Amerikan filmleriyle karşılanabilir.O tatmin edici Amerikan yapımı filmlerde de zaten kendi kahramanları abartılı derecede yetenekli. Bu sebeple filmin bu yönünün eleştirilmesinin mantığı yok.Zaten asıl amaçlanan da bu psikolojik üstünlük boyutu.Bir Amerikan filminde nasıl Amerikalı karakter Türk karakteri perişan edip ona bariz üstünlük sağlayacaksa, Türk yapımı filmde de amaçlanan bunun aynısı.Yani Türk kahraman İsrailliyi yenerek, İsrailin ve İsraillinin de yenilebileceğini göstermeye çalışıyor.
Filmde Kurtlar Vadisi Irak'taki gibi süpriz 2 dakikalık harika bir sahne var.Süpriz bozulmasın diye içeriğinden bahsetmeyeyim.Muhteşemdi.
Filme daha yayınlanmadan Almanya'dan yediği saçma sapan anti-semitik duyguları körükleyecek yalanı da içi boş bir iftira.Asla böyle bir telkin ,ima, suçlama yok.Aksini belirten bir sürü sahne var.Müslüman ahlakından ve tevrattan öğütlemeler var.
Filmin ön plana çıkan, akılda kalan bir müziği yoktu.Bu da iyi bir seçimdi bence.Çok ön planda olan Kurtlar Vadisi müzikleri bazen anlatılanları gölgeleyebiliyor.Bu açıdan da yerinde müziklerle desteklenmiş bir filmdi.
Filmde 3 yerde gözlerim yaşardı, ama Filistin meselesinin milenyum simgesi olan şiirin yankılandığı sahne çok canalıcıydı.
http://www.youtube.com/watch?v=_FgC8ORB5_Q
Bahadır Özdener,Cüneyt Aysan ve Raci Şaşmaz'ın muhteşem kalemiyle yazılmış senaryonun çok kuvvetli olması ve bunun yanındaki bir sürü etken sayesinde çok güzel bir film çıkmış ortaya.Necati Şaşmaz da çok performanslı bir film koymuş koleksiyonuna,ayrıca tebrikler.

Filme giden pişman olmaz,şiddetle tavsiye ediyorum.
Sinema alışkanlığı olan herkes zaten görmek isteyecektir, ama bunun haricinde fazlaca sinema kültürü olmayan birisinin filme gitmiş olması kendisine güzel bir sinema anısı kazandıracaktır.
Aslında grikahve için yazacaktım ama buraya kısmetmiş.Ne de olsa ilk göz ağrım :)

Sağduyu ve Hakkaniyet


Dünkü gazetelerin ekonomi sayfasında 5 satırlık haberlerle ilan edilmişti, gs ve bjk'nin vergi cezalarında yapılan indirimler ilan edilmişti.
“ İki dev, Maliye ile uzlaştı. 163 milyon TL affa uğradı.Galatasaray ve Beşiktaş’ın toplam 169.5 milyon TL’yi bulan vergi cezalarında sürpriz gelişme.Maliye ile uzlaşma masasına oturan iki kulüp, uzlaşma sağladı ve ödeyecekleri vergi ve cezaların toplamı 162 milyon 670 bin TL tutarında indirildi.Her iki şirket tarafından bugün Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamalarda uzlaşma sonucu ödenecek yeni rakamlar ilan edildi.Galatasaray Spor ve Futbol İşletmeciliği’nden 2005-2009 hesap dönemleri için 29.3 milyon TL vergi aslı ve 43.95 milyon TL vergi ziyaı cezası olmak üzere toplam 73 milyon 250 bin TL talep ediliyordu. Fakat uzlaşma başvurusunda bulunan Galatasary, gerçekleşen uzlaşma sonucunda ödenecek vergi tutarını 2.93 Milyon TL’ye düşürmeyi başardı. Şirketin vergi ziyaı cezası ise kaldırıldı.Beşiktaş Futbol Yatırımları’nın ise yine aynı döneme ilişkin 38.5 milyon TL vergi aslı ve 57,75 milyon TL vergi ziyaı cezası yine uzlaşma ile toplam 3 milyon 907 bin 773 TL’ye indirilirken vergi ziyaı cezası da iptal edildi. Böylece iki dev kulübün uzlaşma ile kurtulduğu vergi ve vergi cezası miktarı 162 milyon 670 bin TL’yi buldu. “
Bir benzerini Doğan Yayın Holding'in koca koca cezalarının kuşa çevrilmesinde gördük.


Yani bjk'nin 100 milyon TL'yi bulan ödeme yükümlüğü 4 milyon TL'ye indirilerek uzlaşma sağlanmıştır.
gs'ın da 73 milyon TL'yi bulan ödeme yükümlülüğü 3 milyon TL'ye indirilmiştir ve onlarınki de kupkuşa çevrilmiştir diyelim.
Vergi indirim meselesinin teorisini ders olarak görmüş birisi olarak devletin bu gibi durumlarda neyi amaçladığını nasıl kazanç sağladığını çok iyi biliyorum. Ama tabii ki bütün bunlar vergi yükümlüsünün yüzsüz ve utanmaz olmaması şartıyla gerçekleşecek olan durumlardır. Yani bu yapılan vergi uzlaşmalarında amaçlanan kısa vadeli afla, sağlanabilecek uzun vadeli vergi ödeme disiplini ve ahlakı bu saydığımız kurumlar için geçerli bir durum olmadığından açıkça kamu yararı suistimal edilecektir.
Daha da açık sözlü olmamız gerekirse, gs ve bjk bunları alışkanlık haline getirmiş utanmazlardır. Gider 100 milyonluk transfer yaparlar ama borcunu ödemezler. Sen bunu görmeyip de halen enayi gibi bu uzlaşmayı ideal bir şirket varmış gibi yapmaya kalkarsan semer vuran çok olur.
Yine de hakkını yiyemeyeceğimiz sağduyulu insanların var olduğunu görmüş olmak sevindirici.Açıkça milletin hakkını yiyen klüplerindense hakkaniyeti gözetip şerefli bir yazı yazmış olan ekşibeşiktaş'tan shelbyl'nin yazısı buna örnek.
Son olarak Fenerbahçe'nin vergi borcunun da indiriminin de olmamış olması gerçekten yüreğimizi ferahlatan ve oh dedirten bir durum.Ben camiamın yetkili olmayan bir ferdi olan taraftarı olarak klübümün böylesine kamunun hakkına tecavüz etmeden, milletin hakkına girmeden, şerefli bir vergi mükellef olmasını sağlayan Sayın Başkan Aziz YILDIRIM'a ve yönetim kuruluna alnımıza leke sürmedikleri, bu konuda başımızı dik tuttukları için teşekkür ederim. Allah milletin hakkını yemeyi nasip etmesin camiamıza.Gerekirse küme düşsün,ama böylesi bir lekeyi sürdürtmesin.

Özcan


Özcan Tekir'i kaybedeli 7 sene olmuş.Blogu 1 seneyi aşkındır yazmama rağmen geçen sene hiç birşey yazmadığımı farkettim.Özcan hemen hemen bizim neslin çocuğudur.Vefat haberini aldığım günü anı çok iyi hatırlıyorum.Bir Elazığ'lı olmama rağmen Elazığ deplasmanına gidemediğim için üzgündüm.Klasik şubat soğuğu vardı tüm yurtta falan.Gidenlere yolunuz açık olsun, güle güle gidin, güle güle gelin,yollarda buzlanma var diye dikkat edin,Allah'a emanet olun demiştik.Ama kader işte.Ölüm hak.Azrail'in listede onun sırası gelmiş.Allah öyle takdir etmiş. Kadere ve ahirete iman etmişiz.Allah rahmet eylesin, Allah taksiratını affetsin.Mekanı cennet olsun.Nur içinde yatsın Özcan'ımız.

Geçen sene de anma da aynı resimi kullanmıştı www.gencfb.org. Geçen sene şampiyonluk Özcan Tekir'in ruhuna armağan edilemedi maalesef.Ki şampiyonluk gelseydi de kimse (stad için konuşuyorum) onu hatırlayacak , yad edecek durumda değildi zaten. Çok fazla uğurlu olduğunu düşünmüyorum. Ama tarihe not düşmek niyetiyle yazmış olalım:
Biz bu yolda canımızı vermedik mi senin için,
Şampiyon ol Fenerbahçem,Özcan Tekir ruhu için
.

3 Şubat 2011 Perşembe

Aykut sen ne yaptın böyle;kavgada söylenmez


Ara transfer döneminde transfer yapılamamış olması üzerine, var olan oyuncuların üst seviyeye çıkarılmasını amaçlayacağını söyledikten sonra :
''Cristian ile daha önce konuştum ve durumu açık bir şekilde anlattık. 'Transfer olmayabilir, olmadığı zaman da beklentimiz hiçbir şey olmamış gibi davranman...' dedim. Bunun altından ne kadar kalkabileceğini gücüyle gösterebilecek.''
Boşanmanın eşiğinden dönmüş karı-kocayı hatırlattı bana. Adam karısına ; ''daha genç güzel bir kadın bulmayı denedim ama olmadı; 'hadi hayatım hiçbir şey olmamış gibi davranalım''' diyor resmen.
Cristan meselesi çok çetrefilli aslında.Daha önce bir basın toplantısında muhabirlere karşı cansiperane savunduğu Cristian'la bu duruma gelinmiş olması aslında çok acı.Bir de Cristian'ın neden olacağı domino etkisi var.Bilica-A.Santos-Cristian 3'lüsünün çok yakın arkadaş olması ve her daim beraber takılmaları.Bu 3'ünün düzelmesi veya kötüye gitmesi birbirini tetikleyeceği çok açık.Özellikle A.Santos'un sol bek kıtlığının tavan yaptığı 1 senede çok hoş ve formda tutulması gerekliliği aslında takımın en kritik problemidir.Geçen sene şampiyonluğu verdiğimiz Trabzonspor maçında Burak'ın attığı gol sol bek Wederson'un aksaması üzerine geldiğini düşündüğümüzde bu ihtiyacın ne kadar dramatik olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Boz baykuşlar Trt'de




http://www.youtube.com/watch?v=JxZU-V8akYQ

Bütün bunların yanında 65 TL'lik Manisa deplasmanı da düşündürüyor. Halen susan klüpler birliği başkanı olan bir başkanımız var. TFF Başkanı zaten bu ülkede hiç böyle birşeyden haberdar bile değildir sorsanız. Ve halen organize olamadık bu konuda. Şampiyonluk potasına girdikçe azıtacak olan da çok olacaktır. Hayırlısı olsun diyelim. Vicdanına sığdıran varsa mışıl mışık uyusun.